Sanatçı
... doğumlu Clifton, United Kingdom
The Life and Art of Will Ashton
Born in Clifton, United Kingdom, Will Ashton was a prolific Australian Impressionist painter. He received his early training from his father, James Ashton, and later studied at the Olsson-Talmage studios in London and the Académie Julian in Paris. His connection to France was profound, particularly his fascination with the Seine, its bridges, and the buildings lining its banks. During his career, he traveled through Britain, Europe, and Egypt, often in the company of Lionel Lindsay or Charles Bryant. His works were exhibited in Sydney, Melbourne, Perth, and Adelaide, and several of his paintings were accepted by the Royal Academy of Arts in London and the Salon de la Société des Artistes Français.
Professional Legacy and Recognition
Beyond his studio practice, Ashton held significant roles within the Australian art community. He served as the director of the Art Gallery of New South Wales and was the first director of the David Jones Art Gallery. His leadership extended to the Commonwealth Art Advisory Board, where he served as chairman. His contributions to the arts were recognized through various honors, including being appointed an Officer of the Order of the British Empire and being made a Knight Bachelor. His artistic achievements were marked by multiple awards, including the Wynne Prize and the Godfrey Rivers Bequest prize.
Müze
Sergilenen yer Melbourne, Avustralya
National Gallery of Victoria'un Kökenleri ve Tarihi
National Gallery of Victoria, 1861 yılında temelleri atılmış bir sanat mabedidir. Kurulduğu dönem, koloninin hızla büyüdüğü ve altın arayışının yarattığı heyecanın tüm ülkeyi sardığı bir dönemdi. Müessese, başlangıçta Avrupa'nın köklü sanatsal gelenekleriyle bağ kurmak amacıyla oluşturulmuş, alçı kalıplardan oluşan mütevazı bir koleksiyon merkezi olarak doğdu. Bu ilk koleksiyon, sömürge döneminin kültürel hedeflerine pratik bir yanıt niteliğindeydi; yeni kurulan bu toplum, eski ve köklü güçlerle kültürel bir eşitlik yakalamayı arzuluyordu.
Kurum büyüdükçe, kapsamı bu ilk temsilci koleksiyonların çok ötesine geçti. 1869 yılında ismi resmen National Gallery of Victoria olarak değiştirildi. Kuruluşundan bu yana Avustralya'nın en eski ve en çok ziyaret edilen sanat müzesi olma unvanını taşıyan galeri, ulusun evrimleşen kimliğini de yansıtmaktadır. Bir alçı kalıp koleksiyonundan, birçok yüzyıla ve kıtaya ait eserleri barındıran kapsamlı bir sanat kurumuna dönüşen bu gelişim süreci, bir ulusun sanatsal olgunlaşmasının en somut göstergesidir.
NGV Binalarının Mimarisi
St Kilda Road üzerinde yükselen NGV International binası, Victoria Miras Listesi'nde yer alan son derece önemli bir yapıdır. Aslen Sir Roy Grounds tarafından tasarlanan bina, geleneksel Avustralya mavi taşıyla kaplı cepheleriyle dikkat çeker. Yapının iç mekan kurgusu ve mekânsal mantığı, daha sonra Mario Bellini'nin zarif dokunuşlarıyla yeniden yorumlanmıştır. Bu tasarım yaklaşımı, geniş ve yukarı doğru eğimli saptırıcılar kullanarak ışığı yakalamayı hedefler; böylece dışarıdan gelen ışıkla kurulan etkileşim sayesinde büyüleyici ve kendine has atmosferler yaratır.
Kurum, birbirinden farklı iki ayrı mekânda faaliyet göstermektedir. Federation Square'de yer alan The Ian Potter Centre: NGV Australia, International kanadına modern bir tezat sunar. Lab Architecture Studio tarafından tasarlanan bu ikinci mekan, 2002 yılında kapılarını açmıştır. International binası daha geleneksel bir estetiği korurken, the Ian Potter Centre, galerinin Avustralya koleksiyonuna ev sahipliği yapmak üzere çarpıcı geometrik formlar ve camın eşsiz uyumunu kullanır.
NGV'nin Çeşitli Koleksiyonları
Koleksiyon, yüzyılları ve kıtaları aşan 76.000'den fazla eserden oluşmaktadır. Uluslararası sanat ile Avustralya sanatını bir araya getiren kurum, bu sayede ikili bir odak noktası sürdürür. Bu genişlik, köklü Avrupa gelenekleri ile Avustralya manzarası ve kimliğinin evrimleşen anlatısı arasında doğrudan bir karşılaştırma yapılmasına olanak tanır. Envanter, Barok dönemi ve Hollanda Altın Çağı'ndan önemli örnekler sunarak, Batı sanat tarihini anlamak için sağlam bir temel oluşturur.
Avrupa geleneklerinin ötesinde kurum, Asya kökenli eserlere ve çeşitli küresel akımlardan gelen çalışmalara da ev sahipliği yapmaktadır. Seçki, Avustralya Modernizmi ve Barbizon Okulu'nu da kapsamaktadır. Bu çeşitli materyallerin varlığı, koleksiyonun çok geniş bir kültürel ifade yelpazesini yansıtmasını sağlar. Çeşitlilik, klasik Avrupa yağlı boya tablolarından çağdaş yaratımlara ve tarihi eserlere kadar uzanmaktadır.
The ship, 1860 - Édouard Manet
Madonna with the Child Reading, 1433 - Jan van Eyck
Shearing the rams, 1890 - Tom Roberts
A monk with a book, 1550 - Titian Ramsay Peale II
St Eustace, 1501 - Albrecht Dürer
National Gallery of Victoria Koleksiyonunun Başyapıtları
Koleksiyon, Kuzey Rönesansı ve Hollanda Altın Çağı'nın en görkemli eserlerini bünyesinde barındırıyor. Jan van Eyck’nın yaklaşık 1433 tarihli Madonna with the Child Reading eseri, galerinin tarihsel hazinelerinin merkezinde parlamaya devam ediyor. Benzer bir ustalıkla, Rembrandt van Rijn’ın 1628 tarihli Two Old Men Disputing (St Peter and St Paul) adlı çalışması, karakter ve ışığın büyüleyici bir incelemesini sunuyor. Bu eşsiz eserler, Sir Joshua Reynolds’ın Lady Frances Finch (1782) gibi İngiliz portre sanatının seçkin örnekleri ve Dante Gabriel Rossetti’nin Paolo and Francesca da Rimini (1867) dahil olmak üzere dramatik kompozisyonları ile bir arada sergileniyor.
Galeri aynı zamanda modern ve çağdaş stillerin evrimini yansıtan eserlere de ev sahipliği yapıyor. Francis Bacon’ın Collins St., 5 pm (1955) adlı eseri, John Constable’ın A Boat at the Sluice (sketch) gibi koleksiyondaki daha geleneksel manzara resimlerine keskin bir tezat oluşturuyor. Diğer dikkat çekici parçalar arasında Amedeo Clemente Modigliani’nin Manuel Humberg Esteve (1916) ve William Blake’ın Antaeus setting down Dante and Virgil in the last circle of hell (1827) tarihli eseri yer alıyor.
The ship, 1860 - Édouard Manet
Self-portrait, 1768 - Joseph Wright of Derby
Thistle picture, 1924 - Paul Klee
Shearing the rams, 1890 - Tom Roberts
Önemli Edinmeler ve Dikkat Çeken Hırsızlıklar
National Gallery of Victoria tarihi, kurumun giderek büyüyen ölçeğini yansıtan çok önemli sanat eserlerinin koleksiyona dahil edilmesiyle şekillenmiştir. 1985 yılında galeri, 1,6 milyon Avustralya Doları karşılığında The Weeping Woman adlı eseri satın almıştır. O dönemde bu tutar, herhangi bir Avustralya sanat galerisinin tek bir eser için ödediği en yüksek bedeli temsil ediyordu. Koleksiyonun uluslararası arenadaki konumunu güçlendirmeyi amaçlayan bu edinim, çok geçmeden yüksek profilli bir suç olayının odağı haline gelmiştir.
2 Ağustos 1986 tarihinde tablo, galeriden çalınmıştır. Hırsızlık, tuvalin çerçevesinden titizlikle çıkarılmasıyla büyük bir hassasiyetle gerçekleştirilmiştir. Olayın ardından, kendilerini "Avustralya Kültürel Teröristleri" olarak adlandıran bir grup, Victoria Sanat Bakanı'na çeşitli taleplerde bulunarak sorumluluğu üstlenmiştir. Tablo, nihayetinde 19 Ağustos 1986'da, Spencer Street tren istasyonundaki bir dolapta hiç zarar görmemiş halde bulunarak geri getirilmiştir. Hırsızlık vakası faili meçhul kalsa da, eserin değeri 2016 yılında Sotheby's tarafından 100 milyon Avustralya Doları olarak biçilince bir kez daha tüm dünyada yankı bulmuştur.
Sergiler ve Sanatsal Diyalog
National Gallery of Victoria, küresel gelenekler ile yerel bakış açıları arasında kesintisiz bir köprü kurarak, uluslararası ve yerel sanatçılardan oluşan çok geniş bir yelpazeye ev sahipliği yapmaktadır. Müzenin programı, galeriyi daha geniş bir küresel bağlama yerleştiren büyük çaplı uluslararası tarihi sergileri de kapsamaktadır. Bu ölçekli sunumlar, genellikle Avustralyalı ustalara saygı duruşu niteliğindeki retrospektiflerle yan yana gelerek, yerel sanat tarihinin gelişimini anlamak için sağlam bir çerçeve sunar. Kurum, bu çeşitli sunumlar aracılığıyla sanatı, eleştirel bir düşünce ve diyalog için bir katalizör olarak kullanır.
Son dönemdeki sergi döngüleri, Avustralya içindeki süregelen kültürel diyaloğa ışık tutan çağdaş Yerli sanatı pratiklerine odaklanmaktadır. Galeri, bu pratikleri uluslararası akımlarla birlikte inceleyerek modern kimliğin ve tarihin karmaşıklıklarını ele almaktadır. Seçilen eserler, sıklıkla tarihsel örnekler ile güncel toplumsal sorular arasındaki boşluğu doldurarak, izleyicileri görsel medya aracılığıyla insan deneyiminin özgün detaylarıyla etkileşime girmeye davet eder.